﴿ وَأَنَا ٱخۡتَرۡتُكَ فَٱسۡتَمِعۡ لِمَا يُوحَىٰٓ ﴾
Sûratu TâhâBen seni seçtim. Şimdi vahyedilene kulak ver.
﴿ إِنَّنِيٓ أَنَا ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعۡبُدۡنِي وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِذِكۡرِيٓ ﴾
Sûratu TâhâMuhakkak ki ben, yalnızca ben Allah’ım. Benden baş...
﴿ إِنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةٌ أَكَادُ أُخۡفِيهَا لِتُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا تَسۡعَىٰ ﴾
Sûratu TâhâKıyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes peşine koş...
﴿ فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنۡهَا مَن لَّا يُؤۡمِنُ بِهَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ فَتَرۡدَىٰ ﴾
Sûratu TâhâOna inanmayan ve nefsinin arzularına uyan kimseler...
﴿ وَمَا تِلۡكَ بِيَمِينِكَ يَٰمُوسَىٰ ﴾
Sûratu TâhâŞu sağ elindeki nedir, ey Musa?
﴿ قَالَ هِيَ عَصَايَ أَتَوَكَّؤُاْ عَلَيۡهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِي وَلِيَ فِيهَا مَـَٔارِبُ أ... ﴾
Sûratu TâhâO, benim asamdır, dedi, ona dayanırım, onunla dava...
﴿ قَالَ أَلۡقِهَا يَٰمُوسَىٰ ﴾
Sûratu TâhâAllah: Yere at onu, ey Musa! dedi.
﴿ فَأَلۡقَىٰهَا فَإِذَا هِيَ حَيَّةٞ تَسۡعَىٰ ﴾
Sûratu TâhâOnu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürün...
﴿ قَالَ خُذۡهَا وَلَا تَخَفۡۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلۡأُولَىٰ ﴾
Sûratu TâhâAllah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu şimdi ilk h...
﴿ وَٱضۡمُمۡ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٍ ءَايَةً أُخۡرَىٰ ﴾
Sûratu TâhâBir de elini koltuğunun altına sok ki, bir başka m...
﴿ لِنُرِيَكَ مِنۡ ءَايَٰتِنَا ٱلۡكُبۡرَى ﴾
Sûratu TâhâTa ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden baz...
﴿ ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ﴾
Sûratu TâhâFiravun’a git. Çünkü o iyice azdı.