﴿ قَالَ فَإِنَّا قَدۡ فَتَنَّا قَوۡمَكَ مِنۢ بَعۡدِكَ وَأَضَلَّهُمُ ٱلسَّامِرِيُّ ﴾
Sûratu TâhâAllah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun il...
﴿ فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ غَضۡبَٰنَ أَسِفٗاۚ قَالَ يَٰقَوۡمِ أَلَمۡ يَعِدۡكُمۡ رَبُّكُمۡ وَ... ﴾
Sûratu TâhâBunun üzerine Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavm...
﴿ قَالُواْ مَآ أَخۡلَفۡنَا مَوۡعِدَكَ بِمَلۡكِنَا وَلَٰكِنَّا حُمِّلۡنَآ أَوۡزَارٗا مِّن زِينَةِ ٱلۡ... ﴾
Sûratu TâhâDediler ki: Biz sana olan vaadimizden, kendi kudre...
﴿ فَأَخۡرَجَ لَهُمۡ عِجۡلٗا جَسَدٗا لَّهُۥ خُوَارٞ فَقَالُواْ هَٰذَآ إِلَٰهُكُمۡ وَإِلَٰهُ مُوسَىٰ فَ... ﴾
Sûratu TâhâBu adam, onlar için, böğürebilen bir buzağı heykel...
﴿ أَفَلَا يَرَوۡنَ أَلَّا يَرۡجِعُ إِلَيۡهِمۡ قَوۡلٗا وَلَا يَمۡلِكُ لَهُمۡ ضَرّٗا وَلَا نَفۡعٗا ﴾
Sûratu TâhâO şeyin, kendilerine hiçbir sözle mukabele edemeye...
﴿ وَلَقَدۡ قَالَ لَهُمۡ هَٰرُونُ مِن قَبۡلُ يَٰقَوۡمِ إِنَّمَا فُتِنتُم بِهِۦۖ وَإِنَّ رَبَّكُمُ ٱلرَّ... ﴾
Sûratu TâhâHakikaten Harun, onlara daha önce: Ey kavmim! demi...
﴿ قَالُواْ لَن نَّبۡرَحَ عَلَيۡهِ عَٰكِفِينَ حَتَّىٰ يَرۡجِعَ إِلَيۡنَا مُوسَىٰ ﴾
Sûratu TâhâOnlar: Biz, dediler, Musa aramıza dönünceye kadar...
﴿ قَالَ يَٰهَٰرُونُ مَا مَنَعَكَ إِذۡ رَأَيۡتَهُمۡ ضَلُّوٓاْ ﴾
Sûratu Tâhâ(Musa, döndüğünde:) Ey Harun! dedi, sana ne engel...
﴿ أَلَّا تَتَّبِعَنِۖ أَفَعَصَيۡتَ أَمۡرِي ﴾
Sûratu Tâhâpeşimden gelmedin? Emrime âsi mi oldun?
﴿ قَالَ يَبۡنَؤُمَّ لَا تَأۡخُذۡ بِلِحۡيَتِي وَلَا بِرَأۡسِيٓۖ إِنِّي خَشِيتُ أَن تَقُولَ فَرَّقۡتَ بَ... ﴾
Sûratu Tâhâ(Harun:) Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, y...
﴿ قَالَ فَمَا خَطۡبُكَ يَٰسَٰمِرِيُّ ﴾
Sûratu TâhâMusa: Ya senin zorun nedir, ey Sâmirî? dedi.
﴿ قَالَ بَصُرۡتُ بِمَا لَمۡ يَبۡصُرُواْ بِهِۦ فَقَبَضۡتُ قَبۡضَةٗ مِّنۡ أَثَرِ ٱلرَّسُولِ فَنَبَذۡتُهَ... ﴾
Sûratu TâhâO da: Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira, o...