﴿ وَلَئِن مَّسَّتۡهُمۡ نَفۡحَةٞ مِّنۡ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِ... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâAndolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esint...
﴿ وَنَضَعُ ٱلۡمَوَٰزِينَ ٱلۡقِسۡطَ لِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ فَلَا تُظۡلَمُ نَفۡسٞ شَيۡـٔٗاۖ وَإِن كَانَ م... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBiz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız....
﴿ وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ٱلۡفُرۡقَانَ وَضِيَآءٗ وَذِكۡرٗا لِّلۡمُتَّقِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâAndolsun biz, Musa ve Harun’a, takvâ sahipleri içi...
﴿ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ وَهُم مِّنَ ٱلسَّاعَةِ مُشۡفِقُونَ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ(O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde R...
﴿ وَهَٰذَا ذِكۡرٞ مُّبَارَكٌ أَنزَلۡنَٰهُۚ أَفَأَنتُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâİşte bu (Kur'an) da, bizim indirdiğimiz hayırlı ve...
﴿ ۞ وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَآ إِبۡرَٰهِيمَ رُشۡدَهُۥ مِن قَبۡلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَٰلِمِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâAndolsun biz İbrahim’e daha önce rüşdünü (hakkı, n...
﴿ إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا هَٰذِهِ ٱلتَّمَاثِيلُ ٱلَّتِيٓ أَنتُمۡ لَهَا عَٰكِفُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâO, babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakt...
﴿ قَالُواْ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا لَهَا عَٰبِدِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâDediler ki: Biz, babalarımızı bunlara tapar kimsel...
﴿ قَالَ لَقَدۡ كُنتُمۡ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمۡ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâDoğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık...
﴿ قَالُوٓاْ أَجِئۡتَنَا بِٱلۡحَقِّ أَمۡ أَنتَ مِنَ ٱللَّٰعِبِينَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâDediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oy...
﴿ قَالَ بَل رَّبُّكُمۡ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ ٱلَّذِي فَطَرَهُنَّ وَأَنَا۠ عَلَىٰ ذَٰلِكُم مّ... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâHayır! Dedi. Sizin Rabbiniz, yarattığı göklerin ve...
﴿ وَتَٱللَّهِ لَأَكِيدَنَّ أَصۡنَٰمَكُم بَعۡدَ أَن تُوَلُّواْ مُدۡبِرِينَ ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ"Allah'a yemin olsun ki, sizin dönüp gitmenizden s...