﴿ فَمَن يَعۡمَلۡ مِنَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَهُوَ مُؤۡمِنٞ فَلَا كُفۡرَانَ لِسَعۡيِهِۦ وَإِنَّا لَهُۥ كَٰتِبُ... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBu durumda her kim mümin olarak iyi davranışlar ya...
﴿ وَحَرَٰمٌ عَلَىٰ قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَآ أَنَّهُمۡ لَا يَرۡجِعُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâHelak ettiğimiz ülke (halkı) nin (kıyâmete kadar d...
﴿ حَتَّىٰٓ إِذَا فُتِحَتۡ يَأۡجُوجُ وَمَأۡجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٖ يَنسِلُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâNihayet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı ve onl...
﴿ وَٱقۡتَرَبَ ٱلۡوَعۡدُ ٱلۡحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَٰخِصَةٌ أَبۡصَٰرُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَٰوَيۡلَنَا قَد... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâGerçek vadolan kıyamet artık yaklaşmıştır, işte o...
﴿ إِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ حَصَبُ جَهَنَّمَ أَنتُمۡ لَهَا وَٰرِدُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâSiz ve Allah'ın dışında taptığınız şeyler cehennem...
﴿ لَوۡ كَانَ هَٰٓؤُلَآءِ ءَالِهَةٗ مَّا وَرَدُوهَاۖ وَكُلّٞ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâEğer bunlar ilâh olsalardı, oraya girmezlerdi. Hep...
﴿ لَهُمۡ فِيهَا زَفِيرٞ وَهُمۡ فِيهَا لَا يَسۡمَعُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâOrada onlara inim inim inlemek düşer. Yine onlar o...
﴿ إِنَّ ٱلَّذِينَ سَبَقَتۡ لَهُم مِّنَّا ٱلۡحُسۡنَىٰٓ أُوْلَٰٓئِكَ عَنۡهَا مُبۡعَدُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâTarafımızdan kendilerine güzel âkıbet takdir edilm...
﴿ لَا يَسۡمَعُونَ حَسِيسَهَاۖ وَهُمۡ فِي مَا ٱشۡتَهَتۡ أَنفُسُهُمۡ خَٰلِدُونَ ﴾
Sûratu'l-EnbiyâBunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dil...
﴿ لَا يَحۡزُنُهُمُ ٱلۡفَزَعُ ٱلۡأَكۡبَرُ وَتَتَلَقَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ هَٰذَا يَوۡمُكُمُ ٱلَّذِي ك... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâEn büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekle...
﴿ يَوۡمَ نَطۡوِي ٱلسَّمَآءَ كَطَيِّ ٱلسِّجِلِّ لِلۡكُتُبِۚ كَمَا بَدَأۡنَآ أَوَّلَ خَلۡقٖ نُّعِيدُهُ... ﴾
Sûratu'l-Enbiyâ(Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını düre...
﴿ وَلَقَدۡ كَتَبۡنَا فِي ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعۡدِ ٱلذِّكۡرِ أَنَّ ٱلۡأَرۡضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ ٱلصَّٰلِ... ﴾
Sûratu'l-EnbiyâAndolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: «Yeryüzüne s...