﴿ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوۡاْ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمۡلِ قَالَتۡ نَمۡلَةٞ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمۡلُ ٱدۡخُلُواْ م... ﴾
Sûratu'n-NemlNihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir kar...
﴿ فَتَبَسَّمَ ضَاحِكٗا مِّن قَوۡلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوۡزِعۡنِيٓ أَنۡ أَشۡكُرَ نِعۡمَتَكَ ٱلَّتِيٓ أَن... ﴾
Sûratu'n-Neml(Süleyman) onun sözünden dolayı gülümsedi ve dedi...
﴿ وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيۡرَ فَقَالَ مَالِيَ لَآ أَرَى ٱلۡهُدۡهُدَ أَمۡ كَانَ مِنَ ٱلۡغَآئِبِينَ ﴾
Sûratu'n-Neml(Süleyman) kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: H...
﴿ لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابٗا شَدِيدًا أَوۡ لَأَاْذۡبَحَنَّهُۥٓ أَوۡ لَيَأۡتِيَنِّي بِسُلۡطَٰنٖ مُّبِين... ﴾
Sûratu'n-NemlYa bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil get...
﴿ فَمَكَثَ غَيۡرَ بَعِيدٖ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمۡ تُحِطۡ بِهِۦ وَجِئۡتُكَ مِن سَبَإِۭ بِنَبَإٖ يَقِ... ﴾
Sûratu'n-NemlÇok geçmeden (Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilm...
﴿ إِنِّي وَجَدتُّ ٱمۡرَأَةٗ تَمۡلِكُهُمۡ وَأُوتِيَتۡ مِن كُلِّ شَيۡءٖ وَلَهَا عَرۡشٌ عَظِيمٞ ﴾
Sûratu'n-NemlGerçekten, onlara (Sebe’lilere) hükümdarlık eden,...
﴿ وَجَدتُّهَا وَقَوۡمَهَا يَسۡجُدُونَ لِلشَّمۡسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَعۡم... ﴾
Sûratu'n-NemlOnun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ett...
﴿ أَلَّاۤ يَسۡجُدُواْۤ لِلَّهِ ٱلَّذِي يُخۡرِجُ ٱلۡخَبۡءَ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَيَعۡلَمُ مَا... ﴾
Sûratu'n-Neml(Şeytan böyle yapmış ki) göklerde ve yerde gizlene...
﴿ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ۩ ﴾
Sûratu'n-Neml"Büyük Arş'ın Rabbi olan Allah'tan başka ilâh yokt...
﴿ ۞ قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ ﴾
Sûratu'n-Neml(Süleyman Hüdhüd'e) dedi ki: Doğru mu söyledin, yo...
﴿ ٱذۡهَب بِّكِتَٰبِي هَٰذَا فَأَلۡقِهۡ إِلَيۡهِمۡ ثُمَّ تَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَٱنظُرۡ مَاذَا يَرۡجِعُونَ ﴾
Sûratu'n-NemlŞu mektubumu götür, onu kendilerine ver, sonra onl...
﴿ قَالَتۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَؤُاْ إِنِّيٓ أُلۡقِيَ إِلَيَّ كِتَٰبٞ كَرِيمٌ ﴾
Sûratu'n-Neml(Süleyman'ın mektubunu alan Sebe’ melikesi,) «Beyl...