﴿ وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrOnlara kendilerine gelen her rasûlle alay ediyorla...
﴿ كَذَٰلِكَ نَسۡلُكُهُۥ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicrİşte böylece biz onu, (yalanlamayı) suçluların (Me...
﴿ لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ وَقَدۡ خَلَتۡ سُنَّةُ ٱلۡأَوَّلِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrOnlar ona (indirilen kitaba) iman etmezler, oysaki...
﴿ وَلَوۡ فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابٗا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّواْ فِيهِ يَعۡرُجُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrOnlara gökten bir kapı açsak da onlar oradan yukar...
﴿ لَقَالُوٓاْ إِنَّمَا سُكِّرَتۡ أَبۡصَٰرُنَا بَلۡ نَحۡنُ قَوۡمٞ مَّسۡحُورُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrYine de: “Gözlerimiz perdelendi, belki de hepimiz...
﴿ وَلَقَدۡ جَعَلۡنَا فِي ٱلسَّمَآءِ بُرُوجٗا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrGökte burçlar (yıldızlar) var ettik ve onları baka...
﴿ وَحَفِظۡنَٰهَا مِن كُلِّ شَيۡطَٰنٖ رَّجِيمٍ ﴾
Sûratu'l-HicrOnu (göğü) kovulmuş şeytanlardan koruduk.
﴿ إِلَّا مَنِ ٱسۡتَرَقَ ٱلسَّمۡعَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابٞ مُّبِينٞ ﴾
Sûratu'l-HicrAncak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da ardı...
﴿ وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَٰهَا وَأَلۡقَيۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيۡءٖ مَّوۡز... ﴾
Sûratu'l-HicrYeri de yaydık. Oraya sabit dağlar yerleştirdik. O...
﴿ وَجَعَلۡنَا لَكُمۡ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسۡتُمۡ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrVe orda sizler için ve kendisine rızık vericiler o...
﴿ وَإِن مِّن شَيۡءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٖ مَّعۡلُومٖ ﴾
Sûratu'l-HicrHazineleri bizim katımızda olmayan hiçbir şey yokt...
﴿ وَأَرۡسَلۡنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَسۡقَيۡنَٰكُمُوهُ وَمَآ... ﴾
Sûratu'l-HicrRüzgârları da (bulutlara yağmur) aşılayıcılar olar...