﴿ طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ ﴾
Sûratu's-SaffâtTomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları...
﴿ فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ ﴾
Sûratu's-Saffâtİşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla do...
﴿ ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبٗا مِّنۡ حَمِيمٖ ﴾
Sûratu's-SaffâtSonra, onlar için üzerine kaynar su katılmış içki...
﴿ ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ ﴾
Sûratu's-SaffâtSonra da onların dönüşü yine Cehennem'edir.
﴿ إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtOnlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak...
﴿ فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtKendileri de onların izlerinden koşturuluyorlardı.
﴿ وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtAndolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu d...
﴿ وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtAndolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar gö...
﴿ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtUyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
﴿ إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ﴾
Sûratu's-SaffâtAllah’ın ihlaslı kulları müstesna.
﴿ وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحٞ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ ﴾
Sûratu's-SaffâtAndolsun, Nuh bize seslenmişti de ne güzel icâbet...
﴿ وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ ﴾
Sûratu's-SaffâtOnu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.