﴿ وَلَقَدۡ خَلَقۡنَٰكُمۡ ثُمَّ صَوَّرۡنَٰكُمۡ ثُمَّ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَج... ﴾
Sûratu'l-A'râfSizi yaratmış sonra da şekil vermiştik. Sonra, mel...
﴿ قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسۡجُدَ إِذۡ أَمَرۡتُكَۖ قَالَ أَنَا۠ خَيۡرٞ مِّنۡهُ خَلَقۡتَنِي مِن نَّا... ﴾
Sûratu'l-A'râfAllah: Sana emrettiğimde, secde etmene ne engel ol...
﴿ قَالَ فَٱهۡبِطۡ مِنۡهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَٱخۡرُجۡ إِنَّكَ مِنَ ٱلصَّٰغِرِي... ﴾
Sûratu'l-A'râfAllah: Hemen in oradan; orada senin büyüklük tasla...
﴿ قَالَ أَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ ﴾
Sûratu'l-A'râfİblis: Onların yeniden diriltilecekleri güne kadar...
﴿ قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ ﴾
Sûratu'l-A'râfAllah: Mühlet verilenlerdensin! dedi.
﴿ قَالَ فَبِمَآ أَغۡوَيۡتَنِي لَأَقۡعُدَنَّ لَهُمۡ صِرَٰطَكَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ ﴾
Sûratu'l-A'râfİblis: Beni dalalete düşürmenden dolayı, Ben de o...
﴿ ثُمَّ لَأٓتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيهِمۡ وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ وَعَنۡ أَيۡمَٰنِهِمۡ وَعَن شَمَآئِل... ﴾
Sûratu'l-A'râfSonra onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarında...
﴿ قَالَ ٱخۡرُجۡ مِنۡهَا مَذۡءُومٗا مَّدۡحُورٗاۖ لَّمَن تَبِعَكَ مِنۡهُمۡ لَأَمۡلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُ... ﴾
Sûratu'l-A'râfAllah da: Çık oradan, yerilmiş ve kovulmuş olarak!...
﴿ وَيَٰٓـَٔادَمُ ٱسۡكُنۡ أَنتَ وَزَوۡجُكَ ٱلۡجَنَّةَ فَكُلَا مِنۡ حَيۡثُ شِئۡتُمَا وَلَا تَقۡرَبَا هَٰ... ﴾
Sûratu'l-A'râfEy Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Dilediğiniz...
﴿ فَوَسۡوَسَ لَهُمَا ٱلشَّيۡطَٰنُ لِيُبۡدِيَ لَهُمَا مَا وُۥرِيَ عَنۡهُمَا مِن سَوۡءَٰتِهِمَا وَقَالَ... ﴾
Sûratu'l-A'râfŞeytan, örtülü olan avret yerlerini onlara açmak i...
﴿ وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ ﴾
Sûratu'l-A'râfBen sizin, iyiliğinizi isteyen, size öğüt verenler...
﴿ فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٖۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتۡ لَهُمَا سَوۡءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخۡصِ... ﴾
Sûratu'l-A'râfBöylece onları aldatarak düşürttü. Ağacın meyvesin...