﴿ قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnBuyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı k...
﴿ إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٞ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَ... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnZira kullarımdan bir zümre: Rabbimiz! Biz iman ett...
﴿ فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِي وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnİşte siz onları alaya aldınız; sonunda onlar (ile...
﴿ إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnBugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını ver...
﴿ قَٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn(Allah inkarcılara) «Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?»...
﴿ قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمٖ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn«Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte s...
﴿ قَٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلٗاۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnBuyurur: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (b...
﴿ أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثٗا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnSizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakika...
﴿ فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnKendisinden başka ilâh olmayan gerçek hükümdar, şe...
﴿ وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَب... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnKim Allah ile beraber, varlığına hiçbir delil bulu...
﴿ وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn(Rasûlüm!) De ki: «Bağışla ve merhamet et Rabbim!...
﴿ سُورَةٌ أَنزَلۡنَٰهَا وَفَرَضۡنَٰهَا وَأَنزَلۡنَا فِيهَآ ءَايَٰتِۭ بَيِّنَٰتٖ لَّعَلَّكُمۡ تَذَكَّر... ﴾
Sûratu'n-NûrBu, indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız...