﴿ وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnAndolsun ki onları azap ile aldığımız halde yine d...
﴿ حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابٗا ذَا عَذَابٖ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnNihayet üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığı...
﴿ وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلٗا مَّا تَشۡكُرُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnSizin için kulaklar, gözler ve kalpler var eden O’...
﴿ وَهُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnSizi yeryüzünde yaratıp yayan da O'dur. Ve yine O'...
﴿ وَهُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnDirilten de öldüren de O’dur. Gece ve gündüzün art...
﴿ بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnAksine bunlar da öncekilerin dedikleri gibi dedile...
﴿ قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn"Ölüp, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman, bi...
﴿ لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِي... ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnBu, bize ve atalarımıza daha önce de vadedilmişti....
﴿ قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûnDe ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), yery...
﴿ سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn“Allah’ındır.” diyecekler. “Öyle ise siz hiç düşün...
﴿ قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn"Yedi göğün Rabbi ve yüce arşın Rabbi kimdir?" de!
﴿ سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ ﴾
Sûratu'l-Mu'minûn"Allah’ındır." diyecekler. (Onlara:) Hâlâ düşünüp...