﴿ فَأَخۡرَجۡنَٰهُم مِّن جَنَّٰتٖ وَعُيُونٖ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'(Allah Teâlâ buyurdu ki): Böylece onları bahçelerd...
﴿ وَكُنُوزٖ وَمَقَامٖ كَرِيمٖ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Hazinelerden ve değerli yerlerden.
﴿ كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İşte böyle yaptık ve onlara İsrailoğulları'nı mira...
﴿ فَأَتۡبَعُوهُم مُّشۡرِقِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koy...
﴿ فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلۡجَمۡعَانِ قَالَ أَصۡحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدۡرَكُونَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İki topluluk birbirini görünce, Mûsâ’nın adamları:...
﴿ قَالَ كَلَّآۖ إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهۡدِينِ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Mûsâ: “Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol...
﴿ فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡقٖ كَٱ... ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İşte o sırada, Mûsâ’ya: "Asanı denize vur!" diye v...
﴿ وَأَزۡلَفۡنَا ثَمَّ ٱلۡأٓخَرِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
﴿ وَأَنجَيۡنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.
﴿ ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Sonra ötekileri suda boğduk.
﴿ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları i...
﴿ وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibi...