﴿ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمِ ٱلظُّلَّةِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Onlar Şuayb’ı yalanladılar. Derken gölge gününün a...
﴿ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise...
﴿ وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Muhakkak Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.
﴿ وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'"Muhakkak ki bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirm...
﴿ نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلۡأَمِينُ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'O'nu Rûhu'l-Emîn/Cebrâil indirdi.
﴿ عَلَىٰ قَلۡبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Uyaranlardan olman için senin kalbine (indirdi).
﴿ بِلِسَانٍ عَرَبِيّٖ مُّبِينٖ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Apaçık Arapça bir dille.
﴿ وَإِنَّهُۥ لَفِي زُبُرِ ٱلۡأَوَّلِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Şüphesiz bu (Kur’an) öncekilerin kitaplarında da v...
﴿ أَوَلَمۡ يَكُن لَّهُمۡ ءَايَةً أَن يَعۡلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُاْ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar i...
﴿ وَلَوۡ نَزَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ بَعۡضِ ٱلۡأَعۡجَمِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'Eğer onu Arapça bilmeyen birine de indirmiş olsayd...
﴿ فَقَرَأَهُۥ عَلَيۡهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ مُؤۡمِنِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'O da onlara (Kur'an'ı Arapça) okusaydı, yine de on...
﴿ كَذَٰلِكَ سَلَكۡنَٰهُ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ﴾
Sûratu'ş-Şuarâ'İşte böylece biz onu günahkârların kalbine soktuk.