﴿ أَتَّخَذۡنَٰهُمۡ سِخۡرِيًّا أَمۡ زَاغَتۡ عَنۡهُمُ ٱلۡأَبۡصَٰرُ ﴾
Sûratu's-SâdBiz onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan...
﴿ إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقّٞ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ ﴾
Sûratu's-Sâdİşte cehennem halkının birbiriyle olan bu tartışma...
﴿ قُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٞۖ وَمَا مِنۡ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ ﴾
Sûratu's-SâdDe ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Kahhâr o...
﴿ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّٰرُ ﴾
Sûratu's-Sâd(O) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Ra...
﴿ قُلۡ هُوَ نَبَؤٌاْ عَظِيمٌ ﴾
Sûratu's-SâdDe ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir."
﴿ أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ ﴾
Sûratu's-SâdSiz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.
﴿ مَا كَانَ لِيَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰٓ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ ﴾
Sûratu's-SâdYüce topluluk (mele-i a'la) aralarında tartışırlar...
﴿ إِن يُوحَىٰٓ إِلَيَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٞ مُّبِينٌ ﴾
Sûratu's-Sâd“Ben, ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana v...
﴿ إِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّي خَٰلِقُۢ بَشَرٗا مِّن طِينٖ ﴾
Sûratu's-SâdHani Rabbin meleklere; “Gerçekten ben çamurdan bir...
﴿ فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُۥ سَٰجِدِينَ ﴾
Sûratu's-SâdBen şeklini verip, ona ruhumdan üflediğim zaman he...
﴿ فَسَجَدَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ ﴾
Sûratu's-SâdMeleklerin tümü hep birlikte secdeye kapandılar.
﴿ إِلَّآ إِبۡلِيسَ ٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ ﴾
Sûratu's-Sâdİblis müstesnâ. Büyüklük tasladı ve kâfirlerden ol...