﴿ مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدۡعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٖ كَثِيرَةٖ وَشَرَابٖ ﴾
Sûratu's-SâdOrada koltuklarına kurulmuşlar, birçok meyve ve iç...
﴿ ۞ وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ ﴾
Sûratu's-SâdYanlarında bakışlarını yalnız kendilerine dikmiş y...
﴿ هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ ﴾
Sûratu's-Sâdİşte hesap günü için size vadedilen budur.
﴿ إِنَّ هَٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ ﴾
Sûratu's-SâdŞüphesiz bu, bizim (ihsan ettiğimiz) rızkımızdır,...
﴿ هَٰذَاۚ وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٖ ﴾
Sûratu's-SâdBu (takva sahipleri içindi; ama) azgınlar içinse m...
﴿ جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ ﴾
Sûratu's-SâdCehennem. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir...
﴿ هَٰذَا فَلۡيَذُوقُوهُ حَمِيمٞ وَغَسَّاقٞ ﴾
Sûratu's-Sâdİşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
﴿ وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦٓ أَزۡوَٰجٌ ﴾
Sûratu's-SâdO türden başka çeşit çeşit (azap) daha vardır.
﴿ هَٰذَا فَوۡجٞ مُّقۡتَحِمٞ مَّعَكُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِهِمۡۚ إِنَّهُمۡ صَالُواْ ٱلنَّارِ ﴾
Sûratu's-Sâd(Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte şunlar sizi...
﴿ قَالُواْ بَلۡ أَنتُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِكُمۡۖ أَنتُمۡ قَدَّمۡتُمُوهُ لَنَاۖ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ ﴾
Sûratu's-Sâd(Zalimlere uyanlar ise:) “Hayır, asıl siz rahat yü...
﴿ قَالُواْ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدۡهُ عَذَابٗا ضِعۡفٗا فِي ٱلنَّارِ ﴾
Sûratu's-Sâd“Rabbimiz! Kim bunu bizim önümüze sürdüyse, onun a...
﴿ وَقَالُواْ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالٗا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلۡأَشۡرَارِ ﴾
Sûratu's-SâdDerler ki: "Ne oluyor da, kendilerini kötülerden s...