﴿ وَنَبِّئۡهُمۡ عَن ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ﴾
Sûratu'l-HicrOnlara İbrahim’in misafirlerinden haber ver.
﴿ إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمٗا قَالَ إِنَّا مِنكُمۡ وَجِلُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrOnun yanına girdikleri zaman: "Selam!" demişlerdi....
﴿ قَالُواْ لَا تَوۡجَلۡ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٖ ﴾
Sûratu'l-HicrOnlar: Endişelenme, biz sana bilgin bir erkek evla...
﴿ قَالَ أَبَشَّرۡتُمُونِي عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِيَ ٱلۡكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrBana ihtiyarlık gelmiş olduğu halde mi müjde veriy...
﴿ قَالُواْ بَشَّرۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡقَٰنِطِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicr"Sana gerçeği müjdeliyoruz. Ümitsizliğe düşenlerde...
﴿ قَالَ وَمَن يَقۡنَطُ مِن رَّحۡمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ ﴾
Sûratu'l-HicrRabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümidin...
﴿ قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrEy elçiler işiniz nedir? dedi.
﴿ قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمٖ مُّجۡرِمِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicr"Biz, günahkâr bir topluma gönderildik” dediler.
﴿ إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمۡ أَجۡمَعِينَ ﴾
Sûratu'l-HicrAncak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağ...
﴿ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ ﴾
Sûratu'l-Hicr(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kala...
﴿ فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrElçiler, Lût ailesine gelince
﴿ قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمٞ مُّنكَرُونَ ﴾
Sûratu'l-HicrSiz, tanınmayan kimselersiniz, dedi Lût.